Çok satanlar

Üreticiler

Üretici Bulunamadı

Yeni ürünler

Kampanyalar

Şuan hiçbir kampanya bulunmamaktadır.

Tedarikçiler

Tedarikçi Bulunamadı

-->

ARIDA ÇALIŞMA TEKNİKLERİ VE KOVANLARIN AÇILMASI

Arıcılıkta dikkat edilmesi gereken uygulama, arılıkta dolaşırken ve çalışırken, arıdan korunmaya ve arıya zarar vermemeye özen göstermektir. Bu uygulamaları özetlersek;

o Arılığa girerken yabancı kokular kullanılmamalıdır.

o Arıda yapacağımız çalışmaya göre giyimde tedbirli olunmalı (maske, gerekirse eldiven giyilmeli, koyu renkli ve çok ince giyinilmemeli)

o Kovan açılmadan önce körük yakılmalı ve kovan kesinlikle körüksüz açılmamalı

o Kovan açılırken dikkatli ve itinalı çalışılmalı, hoyrat davranılmamalı

o Koloninin kovan içi düzeni bozulmamalı, çerçeveler birbirinden aralıklı olmamalı ve yerleri değiştirilmemeli

o Çalışma sırasında telaş etmeden hızlı davranılmalı, özellikle nektar akışının az olduğu dönemlerde yağmacılığa neden olmamak için açılan kovanın işi kısa sürede bitirilerek kapatılmalıdır.

İLKBAHAR BAKIM VE KONTROLLERİ

Erken İlkbahar Kontrolleri;
Kış boyunca hava koşullarından etkilenmeyen koloniler, bahar geldiği zaman yaşamlarının en kritik dönemlerine girerler ve kolonilerin daha çok bu dönemde öldükleri görülür. Bunun nedeni sonbaharda bırakılan bal stokunun bitmesi, kış öncesi populasyonu oluşturan bireylerin yaşam sürelerini doldurmuş olması, bu dönemdeki kuluçka faaliyeti sonucu yeni doğan genç arıların kayıpların yerini dolduramaması ya da ana arının yaşlı ve verimsiz olması olabilir.
Yapılacak Kontroller:
Kovandaki arı varlığıAna arı kontrolü Fazla peteklerin alınmasıArının yiyecek varlığıUçuş deliği kontrolü Hastalık kontrolü Varroa mücadelesi
Hava sıcaklığının 15 derece dolaylarına ulaştığı bahar başlangıcında ilkbahar kontrollerine başlanabilir. Bu kontrollerde öncelikle kovanda arı bulunup bulunmadığına bakılır. Arısı ölmüş kovanlar arılıktan çıkartılarak uçuş delikleri kapatılır.
Arısı yaşayan kovanlarda ise bal stoku ve ana arı kontrolü yapılır. Ana arısız kolonilere rastlanırsa, bunlar ergin arılarının değerlendirilmesi amacıyla ana arılı koloniler ile birleştirilir. Bal stoku yetersiz görülen kolonilere katı yem (kek) verilerek bu dönemdeki besin ihtiyaçları karşılanır. Eğer şerbetle besleme yapılacak ise şeker-su oranı 2/1 olmalıdır. Kovan içerisinde arının basmadığı çerçeveler var ise bunlar çıkartılarak arıların toplu ve sıkışık bir durumda olması sağlanır. Kovan uçuş delikleri kontrol edilerek geniş olanlar daraltılır. Bu dönemde kuluçka faaliyeti hızlanmadan varroa mücadelesi yapılmalıdır.
Kovan içi kontrollerde ana arının yumurtlama durumu, yavrulu çerçeve bal stok miktarı ile arı mevcudu incelenir. Böylece ballı ve boş çerçeveler tespit edilir. Sonraki kontrollerde koloni gelişme hızı takip edilir. Bu notlar her koloni için ayrı bir karta işlenir. Yapılan kontrol sonunda, her koloninin genel durumu kayıt defterine yazılmalıdır.
İlkbahar Bakım ve KontrolleriDoğada polen kaynaklarının oluşması ve ortam ısısının 17C'nin üzerine çıkması ile birlikte bahar şuruplamasına başlanmalıdır. Bu dönemde su/şeker oranı 1/1 olmalı, bir hacim su ısıtılıp bir hacim şekerle karıştırılarak şurup hazırlanmalıdır. Şurup hazırlanırken şeker karıştırıldıktan sonra kesinlikle kaynatılmamasına, su kaynatılacaksa şeker karıştırılmadan önce yapılmasına dikkat edilmelidir. Bunun nedeni kaynatılan şekerli şurubun (karamelize olmuş) arının sindirim sistemine zarar vermesidir.
İlk baharda yapılabilecek işlemler:Arı popülasyonunun gelişimini arttırmak üzere şerbetle besleme yapmak. Kovanlara kabarmış petek vererek ana arıya yumurtlama sahası sağlamak Arı kolonilerine ileriki dönemlerde faydalanmak üzere temel petek vermek Uçuş deliklerini genişletmek
Suni Oğul Üretimi (Bölme)
Yeterince güçlenen bal arıları ana arı yenileme, neslin devamı, ana arıya yumurtlama ve kendilerine bal depolama alanı sağlamak amacıyla doğal olarak oğul verirler. Ancak bu işlem arıların ana nektar akımı dönemine girişine rastladığı için modern arıcılıkta verimliliği düşüren bir özellik olarak kabul edilir. Bu nedenle koloniler yeterince güçlü ise ve arı sayısı artırılmak isteniyor ise ana nektar akımı dönemi öncesinde bölme yapılarak daha kontrollü olarak arı sayısı artırılabilir.
Doğal oğulu önlemek için şu tedbirler alınabilir:
Ana arının kanatlarının kesilmesi Oğul meyli fazla olan kolonilerle çalışmamak Kovan havalandırmasını artırmak Kovan serinliğini sağlayacak önlemler almak Bal depolama ve kuluçka alanı sağlamak amacıyla bol miktarda petek vermek (oğul döneminde) Ana arı yüksüklerinin bozulması
Bir kolonide bütün bu önlemlere rağmen oğul meyli başlamış ise bu koloninin oğul vermesi kaçınılmazdır. Bu durumda yapılması gereken işlem Bölme yöntemiyle suni oğul üretmektir.
Arılara Ballık (Kat) Verilmesi
Bal akım döneminde gelişimini tamamlayan koloniler 10 çerçeveye ulaşarak kuluçkalığı doldururlar. Bu duruma gelen kolonilere kuluçka ve bal depolama alanı sağlamak amacıyla ballık (kat) verilmelidir.
Ballık verilirken kuluçkalığın her iki tarafından ilk ve son çerçeveler, yani tamamen ballı ya da çıkmak üzere kapalı yavrulu 2 çerçeve ballığa alınarak bunların yerine kapalı yavrulu 2 çerçeve dış kenarlara kaydırılarak 2. ve 9. Çerçeve olarak temel petek takılı iki yana çerçeve yerleştirilir.

BAL HASADI VE MUHAFAZASI

Kovandaki bütün peteklerdeki balın olgunlaşmasını beklemeden balı olgunlaşan petekler kovandan alınmalıdır. Olgunlaşmış balların kovandan alınmasına bal hasadı adı verilir. Çerçevenin 2/3 'ü sırlanmış durumda ise bu çerçeve olgunlaşmış sayılır. Bal hasadı genellikle arıların yağmacılık eğilimlerinin az olduğu sabahın erken saatlerinde yapılır. Kovandan alınan ballı çerçeve taşıma sandığına konulur ve hemen üzeri bir örtü ile kapatılarak arılardan korunur.
Bal hasadının en güç yanı arıları ballı peteklerden uzaklaştırmak ve yağmacılık çıkmasını önlemektir. Ana arının ballıkta da olabileceği unutulmamalı, ona bir zarar vermemek için dikkatli olunmalıdır. Bal hasat edilen kovanda arılara yeterince kışlık bal bırakılmış olmalıdır. Bunu sağlamak için genellikle kuluçkalıktan bal hasadı yapılmamalıdır.
Balın Süzülmesi
Balın süzüleceği oda içi sıcaklık 25 - 30ºC olmalıdır. Çerçeve veya petek üzerindeki sırlar sır bıçağı veya sır tarağı ile alınır. Sonra elle veya elektrikle döndürülen santrifüj (bal süzme ) makinesine yerleştirilerek ballar çıkarılır. Elde edilen ballar dinlendirme tankında bekletilir. Yabancı maddelerden arındırılır ve ambalajlanır.
Balın Muhafazası
Ambalajlanmış ballar mümkün olduğu kadar ısı, ışık, nem, koku ve diğer zararlı faktörlerden uzak depo şartlarında muhafazaya alınmalıdır.

SONBAHAR BAKIM VE KONTROLLERİ

Arılarda bal hasadının yapılması, o sezonun bitmiş yeni bir sezonun başlaması anlamına gelir ki, bu dönemde yapılacak her türlü bakım ve ihmal gelecek tüm bir yıla yansıyacaktır. Bu nedenle bal hasadından hemen sonra sonbahar bakımına başlanmalıdır.
Kış İçin Gerekli Yiyeceğin Bırakılması
Kolonilere kış yiyeceği olarak bal ve polen depolanmış petekler bırakılır. Ancak petekler tamamen balla dolu olmayıp alt yarılarındaki gözler boş olmalıdır. Çünkü kışın arılar bal dolu gözler üzerinde değil, peteklerin balla dolu kısmının hemen altındaki boş gözler üzerinde salkım kurarlar
Özellikle ilkbaharda taze polen gelmeye başlayıncaya kadar ki dönemde arıların yavru yetiştirmeyi başlatıp sürdürebilmeleri için bırakılan ballı peteklerin 3-4 tanesinde aynı zamanda yeterince polen de olmalıdır. Genel kural olarak kuluçkalıktaki bal hasat edilmeyip arıya bırakılmalıdır.
Ana Arının Durumu, Zayıf Koloniler ve Hastalık Kontrolü
Yapılacak kontrollerde arı mevcudu az olan zayıf koloniler, anasız, ana arısı yaşlanmış, verimsiz ve sakat olan koloniler birleştirilmelidir. Başarılı kışlatma için mutlak surette sonbaharda bir dönem yavru üretimi sağlanarak kışa GENÇ ARI ve ANA ARI ile girilmelidir.
Yapılacak denetimlerde herhangi bir hastalık tespit edilen kolonilerde gerekli önlemler alınmalı ve tedavi edilmelidir. Sonbahar teşvik yemlemesinden sonraki kuluçka aktivitelerinin çok azaldığı dönemlerde sonbahar dönemi varroa mücadelesi mutlaka yapılmalıdır.
Bu koşullar dikkate alındıktan sonra diğer önemli hususlar ise;

  •   Kovanların sağlamlığı gözden geçirilerek gerekirse değiştirilmeli
  •   Kovandaki arılı, yavrulu ballı-polenli çerçeveler düzenlenerek fazla petekler alınmalıdır.
  •   Kovanda herhangi bir hastalık ve zararlı varsa gerekli müdahaleler yapılmalı
  •   En sondaki çerçevenin yanına bölme tahtası konularak boş kalan kısımdan soğuğun girmesi engellenmelidir
  •   Kovanlar bir sehpa üzerine oturtulmalı
  •   Koloniler rüzgar almayan ve mümkünse üstü kapalı bir arılıkta kışlatmaya bırakılmalı
  •   Kovan uçuş delikleri daraltılmalı
  •   Kovan örtü bezi soğuğu geçirmeyen bir malzemeden seçilmeli örtü beziyle kovan arasına kovanda oluşacak nemi çekmesi için gazete kağıdı örtülmeli
  •   Kabartılmış petekler arıcıya tekrar gerekli olacağından muhafazası çok önemlidir. İyi muhafaza edilmeyen petekler mum güvesi ve fare gibi zararlılarına maruz kalabilir. Petekler izole edilmiş bir odada kükürt yakılarak çıkan dumanla fumige edilmeli.Kükürtün alevsiz duman şeklinde verilmeli, arada bir oda havalandırılarak içerde oluşan nemin çıkması sağlanmalıdır
    Sonbahar BeslemesiKolonilere yeterince bal ve polen stoku bırakılmış olsa bile bal hasadından sonra şurupla besleme yapılmalıdır. Sonbahar yemlemesi için hazırlanan şeker şurubunun şeker-su oranı 2:1 (2 kısım şeker-1 kısım su) olmalıdır.
    Koloniler kışa girerken ve kıştan çıkarken bal stokları yeterli değilse o zaman katı yem (kek) ile besleme yapılır.
    Kek Yapımı1 kısım bal 35-40C'ye kadar ısıtılarak 3 kısım pudra şekeri ile iyice karıştırılır. Elde edilen karışım 0.5-1 kg'lik poşetlere yerleştirilip, poşetin alt kısmı kesilerek arılı çerçeveler üzerine yerleştirilir. Bununla birlikte kek hazırlamada polen açığı bulunan bölge ve dönemlerde bu açığın kapatılması için süt tozu, bira mayası ve yağı tamamen alınmış soya fasulyesi unu gibi proteince zengin maddeler karıştırılarak arıların protein ve vitamin ihtiyacı karşılanabilir.
    Kek hazırlama ve uygulamada dikkat edilecek husus kekin kovan içi ısısında eriyerek arıların üzerine akmayacak katılıkta ve arılar tarafından tüketilebilecek yumuşaklıkta olmasıdır

KIŞLATMA

Arıları Kışa Hazırlama ve Kışlatma
Arıların kışlatılacağı arılık; kuzeyi kapalı güneyi açık ve mümkünse üstü kapalı yerler seçilmelidir. Açık arılıklar ise rüzgar almayan, su tutmayan ve nem biriktirmeyen yerler olmalıdır.
Kovanlar mutlaka yerden 30-40 yüksekliğinde bir sehpa üzerine konulmalıdır.
Kovan içi sıcaklık 14 C° ye düştüğünde arılar kış salkımı yaparlar salkımın merkezi 33C, dış yüzeyinde ise 5-8 C'dir. Salkımdan herhangi bir nedenle düşen arı tekrar salkıma çıkamaz ve ölür. Bu nedenle kışlatma yeri olarak arıların kış salkımını bozacak gürültü ve sesten uzak yerler seçilmelidir.
Kovanların uçuş delikleri içindeki arılı çerçeve sayısı dikkate alınarak Uygun malzeme ile daraltılmalıdır.

 

BAL

Türk Gıda Kodeksi 2000/39 sayılı bal tebliğinde "bal arılarının çiçek nektarlarını, bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını topladıktan sonra, kendine özgü maddeler karıştırarak değişikliğe uğratıp, bal peteklerine depoladıkları tatlı madde" olarak tanımlanmıştır.
Balın Bileşimi (Kimyasal Yapısı)Genel olarak balın yaklaşık % 80'i değişik şekerlerden, % 17'si sudan meydana gelir. Geri kalan % 3'lük kısım başta enzimler ve diğer değerli maddelerden oluşur.

Balda; demir, bakır, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, silisyum, alüminyum, krom, nikel ve kobalt gibi değerli mineraller vardır. Salgı balları mineral maddelerce daha zengindir. Bu özelliğinden dolayı tedavi amaçlı olarak ta kullanılırlar ve kristalize olmadıkları için tercih edilirler. Protein açısından balda 17 adet farklı aminoasit belirlenmiştir. Balın yapısındaki enzimlerin bir kısmı bitkilerden bir kısmı da arının salgı bezlerinden gelir. Enzimler balın en değerli maddeleridir. Doğal ve ısıtılmamış ballarda enzim miktarı yüksek olup bu ballar kaliteli ve çok değerlidir. Bal ısıtıldığı oranda enzim değerinde kayıplar olur.

Balın Kristalizasyonu: Balda bulunan şekerlerin zamanla doyma noktasına ulaşarak dibe çökmesi olayıdır. Çiçek balları zamanla kristalize olur. Kristalize olan bal sahte veya hileli bal demek değildir. Kristalize olan ballar su banyosu içerisinde ısıtılarak kristalizasyon ortadan kaldırılabilir. Kristalizasyon balın su içeriği ile bünyesindeki fruktoz ve glikoz şekerleri arasındaki oranla ilgilidir. Genellikle bal içindeki fruktoz glikozdan fazladır. Fruktoz/Glikoz oranı büyüdükçe balın şekerlenme eğilimi azalır. Olgunlaşmamış bir balda glikoza göre daha fazla sakkaroz bulunduğu için şekerlenme yavaş olur. Su içeriği düşük olan ballar daha geç kristalize olurlar. Bu nedenle petekli ballarda kristalizasyon geç başlar veya hiç görülmez.

Bal Hasadı ve MuhafazasıArıların doğadaki çeşitli nektar kaynaklarından topladıkları nektardan elde edilen ve petek gözlerine konulan bal, başlangıçta alındığı kaynağa bağlı olarak yüksek miktarda su içerir. Arılar petek gözleri üzerinde kanat çırparak ve dışarıdan kovana hava pompalayarak, kovan içinde oluşturdukları hava akımı ile balın fazla suyunu uçurup olgunlaştırırlar. Böylece balın su oranı yaklaşık %17-18 civarına indirilip bal dolu petek gözleri balmumu ile kapatılır. Bu işleme "balın sırlanması" denir. Arılar balını olgunlaştırdıkları petekleri çerçevenin üst çıtasından başlayıp aşağı doğru sırlarlar. Eğer ballı bir peteğin en az 2/3'de bal dolu gözler sırlanmışsa bu peteğin balı olgunlaşmış demektir. Hasada başlanabilir. Kovandaki bütün peteklerdeki balın olgunlaşmasını beklemeden balı olgunlaşan petekler kovandan alınmalıdır. Olgunlaşmış balların kovandan alınmasına bal hasadı adı verilir. Bal hasadı genellikle arıların yağmacılık eğilimlerinin az olduğu sabahın erken saatlerinde yapılır. Kovandan alınan ballı çerçeve taşıma sandığına konulur ve hemen üzeri bir örtü ile kapatılarak arılardan korunur.
Bal hasadının en güç yanı arıları ballı peteklerden uzaklaştırmak ve yağmacılık çıkmasını önlemektir Ana arının ballıkta da olabileceği unutulmamalı,ona bir zarar vermemek için dikkatli olunmalıdır. Bal hasat edilen kovanda arılara yeterince kışlık bal bırakılmış olmalıdır

BAL MUMU

İşçi arıların 12-18 günlük yaş dönemlerinde karın halkalarındaki mum salgı bezlerinden salgılanan bir maddedir. Rengi salgılandığı an beyazdır, sonra koyulaşır. Arılar petek gözlerini örmek için balmumu üretirler. Arılar 1 kg balmumu üretebilmek için 6-10 kg bal yemeleri gerekmektedir. Mum salgılayan arılar önce bal yerler, daha sonra 35 ºC' de zincir şeklinde salkım oluşturarak mum salgılarlar

Balmumu büyük oranda temel petek yapımında ve kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. Ayrıca mum sanayinde, parlatıcı boya ve cila yapımında, dişçilik gibi alanlarda da kullanım alanı bulmaktadır. Burada çok önemli bir hususa da değinmek gerekir. Arıcılık yönetmeliğinin zorunlu bir hükmü olarak, temel petek yapımında kullanılacak balmumunun 110 ºC' de 12 saat süreyle sterilize edilmesi gerekmektedir. Balmumu %100 saf olmalı, parafin, serezin, reçine ve iç yağı gibi yabancı maddeler içermemelidir.
Balmumunun renginin açık olması istenir. Balmumu 42 saat güneşte bırakılırsa rengi açılır. Ülkemiz açısından arıcılıkta baldan sonra 2. ekonomik arı ürünüdür

POLEN

Polen çiçekli bitkilerin anterlerinde oluşan ve döllenmede rol olan erkek üreme birimidir. Polen 6-200 mikron çapında değişik renklerde, şekillerde ve yapıdadır. Polen protein, vitamin, mineral madde ve enzimler bakımından çok zengin bir besin maddesidir. Arılar kovanın protein ihtiyacını karşılamak, yavruları beslemek için polen toplarlar ve bunları kovana taşıyarak petek gözlerinde depolarlar

Arı Poleni Nasıl Toplar ve Nasıl Taşır? Arıların polen toplama etkinliği çiçeklerin açtığı ve hava sıcaklığının 15 ºC'nin üzerinde olduğu ilkbahar mevsiminde başlar. Polen 21 günlük işçi arılar tarafından koloninin protein kaynağını sağlamak amacıyla toplanan bir besin maddesidir. Polen getirecek arı, kovandan çıkmadan önce ballı petek gözlerinden birine sokularak bir miktar bal yutar. Bundan sonra kovandan çıkıp uçarak çiçek tozunu alacağı çiçek üzerine konar. Önceden yutmuş olduğu balı çiçeğin erkek organları üzerindeki çiçek tozlarına boşaltır. Ayakları ile de çiçeğin erkek organlarını tırmalayarak göğsünü ve karın altını sürter. Toz halinde olan çiçek tozları bal ile hem birbirine hem de arının göğüs ve karın altındaki tüylerine yapışır

Polen Üretimi ve MuhafazasıPolen, polen tuzakları kullanılarak toplanmaktadır. Arının taşıdığı polen kovana takılan çeşitli tuzaklardan geçerken tuzak haznesinde birikir. Biriken polenler 1-2 gün aralıklarla boşaltılıp 40 ºC' yi geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 e düşürülür. Daha sonra eleklerden geçirilip temizlenen polen hava almayacak şekilde ambalajlanıp soğuk ortamda saklanır

PROPOLİS

Propolis, arıların bitki filiz ve tomurcuklarından toplayarak, kovan iç yüzeyini kapladığı, çatlak ve kırıkları kapattığı, kovan içerisine giren yabancı maddeleri zararsız hale getirdiği, petek gözlerinin ana arı yumurtlamadan önce temizlediği, antibakteriyel, antiviral, antifungal, antioksidan, antiparazitik özelliklere sahip yapışkan ve reçinemsi bir maddedir. Arılar bu bitkilerden topladığı reçinemsi maddeyi arka ayaklarında kovana taşırlar. Balmumu ve bazı sindirim salgıları ile karıştırarak kovan içinde kullanırlar. Arının arka bacağında taşıdığı propolis kovanda ancak diğer arıların yardımı ile boşaltılabilir. Arılar propolisi kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları, örtü bezi ve giriş deliği arkasında biriktirirler.

ARI SÜTÜ

Arı sütü 6-15 günlük işçi arıların ana arıyı ve genç larvaları beslemek için yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları beyaz krem renginde ve tereyağı kıvamında protein, vitamin, mineral maddeler ve iz elementler bakımından oldukça zengin bir besin maddesidir.

Aynı genotipik karakterli döllü yumurtalardan çıkan larvalar, kendilerine verilen arı sütünün nitelik ve niceliğine bağlı olarak anatomik ve fizyolojik bakımından birbirinden tamamen farklı iki ayrı birey olabilmektedir. Bu farklı besleme sonucu ana arı hastalıklara karşı direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar yumurta üretebilmekte ve yıllarca yaşayabilmektedir. İki bireyin bu denli farklılaşması yalnızca arı sütünün olağanüstü gücünden meydana gelmekte ve yalnızca bu yönü bile arı sütünü tüketen bir insanın neler kazanabileceğini göstermektedir

Arı Sütü Üretimi ve Muhafazası
Larva transferinden 2-3 gün sonra yüksük (hücre) içinde bulunan larvalar atılıp geriye kalan arı sütü ağaç kaşıkçıkla veya vakum yaparak, renkli şişelere alınır. Çünkü arı sütü havadan, ışıktan, ısıdan, rutubetten ve birçok dış etkiden kolayca etkilenip bozulabilir. Saf arı sütü -5 ºC'de, arı sütü mamulleri ise 5-10 ºC'den serin ve kuru yerlerde saklanmalıdır.

Arı Sütünün Tüketilmesi
Arı sütü bal ile tüketilebileceği gibi saf olarak sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ve dil altından emilim yoluyla tüketilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğu ortaya konulmuştur. Normal şartlarda ortalama doz yetişkinler için 0,5g , hastalık ve rahatsızlık hallerinde 1 g olarak önerilmektedir. Çocuklarda ise yaşa ve doktor tavsiyesine göre yetişkinler için belirtilen dozun yarısı ile 1/4 'i önerilir. Piyasada bal-polen-arı sütü karışımları bulunmaktadır. Bu tür karışımların, 1kg bal, 30-50 g arı sütü ile 100-150 g polen şeklinde olması tavsiye edilir

ARI ZEHİRİ

Arı zehiri işçi arılarda zehir bezlerinde üretilip zehir torbasında depolanır. Petek gözlerinden yeni çıkan arıların zehir üretme yetenekleri çok az olup 12 günlük olduklarında en yüksek kapasiteye ulaşırlar ve 20 günlük olduklarında zehir üretme yeteneklerini kaybederler. Arı zehiri kimyasal olarak oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Farmakolojik açıdan önemli aktif maddeler içerir. Bunlardan en önemlisi kimyasal yapının yaklaşık %50'sini oluşturan polipeptit yapıdaki melittindir

Arı Hastalık ve Zararlıları

AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede arılar ve arıcılarımız için büyük sorun oluşturmaktadır. Etmeni Paenibacillus larvae'dır. Gram (+), flagellalı ve spor oluşturan bir yapıya sahiptir. Katalaz (-) 'tir ve ergin arılar üzerinde bir hastalık oluşturmaz. Olumsuz çevre koşullarında spor oluşturarak uzun yıllar canlı kalabilir. Ülkemizde ihbarı mecburi tek arı hastalığıdır.

BULAŞMA
Bulaşma genellikle arıcılarımızın daha önce infekte kovanda kullandıkları ve sterilize olmayan alet ve ekipmanı kullanmaları, hastalıklı ve zayıf kolonileri sağlam kolonilerle birleştirmeleri, kaynağı belli olmayan balla arıların beslenmesi gibi sebeplerle hastalık bulaştırılır. Ayrıca hastalık sebebiyle zayıflamış olan kovanın diğer arılar tarafından yağmalanması sırasında hastalığın sporları sağlam kovanlara taşınır. Bu hastalıktan ölmüş yavrular çürüyüp göz içinde kalırlar. İşçi arılar bu ölmüş larvaları atarlarken kendi vücutlarına bulaşmış olan sporlarla diğer gözlerede bu hastalığı bulaştırırlar.
HAYAT EVRESİ
Arı larvalarına infeksiyon, sporlarla infekte olmuş besinlerin ağız yoluyla alınması ile olur. İşçi ve erkek arı larvaları ilk 3 gün arı sütü ile beslendiklerinden hastalığa yakalanmazlar. Ancak daha sonra polen ve bal ile beslenmeye başladıklarında hastalığa yakalanırlar. Hastalığın oluşabilmesi için bakterinin spor formunun vücuda alınması gerekmektedir. Larvalar besinlerle birlikte sporları ağız yoluyla sindirim sistemine alırlar. Sporlar larvanın vücuduna girdikten 1 gün sonra bağırsağa geçer ve burada basil formunu alır. Basil formu hemolenfe geçerek çoğalmaya başlar. Bu devrede hastalığın şiddeti artar. Basiller prepupa ve pupa dönemine girmiş larvanın bağırsak çeperini tamamen eriterek vücut boşluğuna yayılır. Yavrular 9-11 gün sonra ölürler. Ölen yavrular koyu kahverengi bir pelte halini alırlar. Temizlenemeyen petek gözleri tehlikeli bir enfeksiyon kaynağıdır.
BELİRTİLERİ
Hastalıktan ölmüş yavruların bulunduğu gözler kolay kolay temizlenemez. Bu durumda ana arı buralar temizleninceye kadar yumurta atmayacağından yavrulu alan düzenli değil dağınık bir görünümdedir.
Hastalıktan ölen arılar göz içinde sulu yumuşak bir pelte kıvamını alır. Bu durumda göze bir çöp sokup karıştırılarak çekildiğinde 6-8 cm kadar bir uzama görülür. Bu belirti Amerikan Yavru Çürüklüğü için ayırt edici bir özelliktir. Ancak bu uzamanın görülmesi her zaman bu hastalığın olduğu anlamına gelmez. Avrupa yavru Çürüklüğü gibi bazı hastalıklardada çeşitli bakteriler devreye girerek bu uzamayı sağlayabilir. Kovan açıldığında çürüğen yavrulardan kaynaklanan ekşisi bir tutkal kokusu hissedilir. Hastalıklı kolonide gelişme hızı düşer, ergin arı sayısı ile yavru miktarında büyük azalma görülür. Arıların polen ve nektar toplama aktivitesi azalır. Larvaların rengi sararmış, ileri dönemlerde kahverengileşmiştir. Ölümler genelde kapalı gözlerde olur.
Ölen larvalar sulu ve yapışkan olup göz tabanına yapışırlar. Yapışkan kalıntının gözlerden dışarı atılması ve gözün temizlenmesi oldukça zordur. Bu kalıntılar zamanla kuruyarak milyarlarca sporu içeren bir tabaka halinde gözün tabanına sıvanırlar
Yavru pupa döneminde ölmüş ise dil sertleşerek petek gözünü deler. Avrupa Y.Ç.'de ölümler genellikle larva döneminde olduğundan bu durum ortaya çıkmaz.
TEŞHİS
Semptomlara bakarak bu hastalığı teşhis etmek kolaydır. Deneyimli bir arıcı bunu teşhis edebilir. Ancak ne kadar deneyimli olursanız olun yinede bazı hastalıklarla karıştırma riski vardır. Bu yüzden hastalıktan şüpheli kovandan örnek alınarak bir laboratuara gönderilmelidir. Hastalığın teşhisi tüm semptomlarla birlikte laboratuar muayenesi sonucu ortaya çıkar.
Holst süt testinin temeli bakterinin sporlanma döneminde oluşturduğu protein parçalayan enzimlere dayanır. Yağsız süt tozundan %1'lik hazırlanan çözeltiden 3-4ml eriyik bir cam tüp içerisine alınır. Hastalıklı göze bir kibrit çöpü sokulur ve materyal cam tüpteki eriyiğe batırılır. Tüp 36oC' de 15-20 dakika bekletilir. Eğer P. larvae sporları varsa bulanık çözelti berraklaşır. Avrupa Y.Ç ve Tulumsu Y.Ç' nde proteolititik enzimler oluşmaz. Bu durumda sütün proteini parçalanamayacağından dolayı berraklaşma olmaz. Ayrıca Katalaz testi de yapılır.
KORUNMA
Bu hastalıkla ilgili herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Bazı arıcılılarımız yasak olmasına rağmen arılarında antibiyotik kullanarak bu hastalığı tedavi etmeye çalışsalarda antibiyotiklerin sporlara etkimemesinden dolayı hastalık tekrar ortaya çıkar. Bu sebeple hastalıkta en önemli nokta korunmadır.
Hastalık taşıyan kovanlar kesinlikle nakledilmemelidir.
Zayıf kovanların birleştirilmesi ve yavrulu çerçeve takviyesi gibi işlemler kontrolden sonra yapılmalıdır.
Arıcılıkla ilgili bütün malzemeler temiz tutulmalı ve dezenfekte edilmelidir.
Etrafta petek ve bal artıkları bırakılmamalıdır.
Kovanlar kuvvetlendirilmeli, gerektiğinde vitaminli şurup ve kekle beslenmelidir. Böylece arının direnci arttırılarak hastalıktan en az miktarda etkilenmesini sağlanmalıdır.
Kaynağı bilinmeyen ballar oğullar ve koloniler arılığa sokulmamalı ve şaşırmalar önlenmelidir.
Diğer arı hastalıkları ve parazitleriyle mücadele edilmelidir.
Eğer hastalık çok ilerlemişse kovan gövdesi hariç arılar çerçevelerle birlikte yakılmalıdır.
Bu hastalık ihbarı mecburi hastalıklar arasındadır ve herhangi bir kimyasal ilaçla tedavisi yoktur. Hastalıktan korunmanın en iyi yolu koruyucu tedbirleri almaktır.
Bulaşık malzeme ve peteklerin dezenfeksiyonunda potasyum hipoklorit ve formaldehit (%2'lik) kullanılabilir. Ancak özellikle formaldehit uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Çünkü bal formalini absorbe eder ve formalin arılar için öldürücü olabilir. Formalin uygulanmış bal ve petekler arılara verilmemelidir ve imha edilmelidir.
Küllü Su : Potasyum hipoklorit yoksa, metal arıcılık malzemeleri % 1'lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir. Bunların haricinde zefiran (benzalkonyum klorür), hidrojen peroksit ve kloramin'de kullanılabilir.

KRONİK ARI FELCİ

Hastalığın etmeni RNA yapıdaki bir virüstür. 1991 yılında tüm coğrafi bölgelerimizde görülmüştür. Hastalık genelde haziran ve temmuz aylarında görülür. Sonbaharda ise hastalıkta azalma olur. Birçok arıcı bunu tarım ilaçlarından ileri gelen zehirlenmelerle karıştırmaktadır. Virüsün inkübasyon ısısı optimum 35oC'dir. Bulaşma şekli kesin olarak bilinmemekle beraber arılar arasında bal alışverişi ile olduğu sanılmaktadır.
Hastalığın en önemli belirtisi üzerlerine duman verildiği halde arılar vızıltı çıkarırlar fakat uçmazlar.bacak ve kanatları sürekli şekilde titrer. Hasta arıların bal midesindeki sıvılar dışarı atılamadığı için karınları nosemalı arılarda olduğu gibi şişkindir. Hasta arıların vücut kılları döküldüğü için parlak ve cilalı bir görünümü vardır, abdomen normalden daha ufakmış gibi görünür. Vücut yüzeyleri koyu esmer bir renk alır. Hasta arılar 2-4 hafta içinde ölürler.
Hastalık nedeniyle tarlacı arıların sayılarında görülen azalmadan dolayı kolonideki yavru gelişimi olumsuz etkilenir. Bundan dolayı genç arıların sayısında bir azalma görülür. Bakıcı arıların azalması sonucu koloninin düzeni bozulur. SBPV virüsü ergin arıların sinir sistemini tahrip eder. Sinir hücrelerinin içinde yayılır ve istem dışı kasılmalara sebep olur. br>

AVRUPA YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ

Etmeni Melissococcus pluton'dur. Ancak bu hastalık oluştuğunda genelde ortamda Bacterium, eurydice, Bacillus alvei ve Bacillus laterasporus bakterileride bulunabilir. Özellikle bunlardan Bacillus alvei'nin ortamda bulunması ölen yavrularda çürümeğe ve uzamaya sebep olduğundan Amerikan Y.Ç. ile bu hastalığın karıştırılmasına neden olabilir.